Skip to content

September 4, 2011

Çoğunluk

Çoğunluk
Çoğunluk (Çoğunluk)
2010
Yönetmen: Seren Yüce
Bartu Küçükçaglayan, Settar Tanrıöğen…

Oncelikle mizansenini cok begendim. Ayrintilarda en ufak bir atlama yok, her sey yerli yerinde ve olmasi gerektigi gibi. Zengin sayilabilecek bir aile ile iglili bir cok sosyolojik noktaya deginmis, problemlerden bahsetmis ve bunu cok guzel bir sekilde ifade etmis. Fakat bircok konudan bahsetmesi bazen izleyicinin dikkatini farkli yerlere kaydirabiliyor ve izledikten sonra verilen mesajlarin toparlanmasini engelleyebiliyior. Ayrica filmin adi Cogunluk nedense pek bir sey cagristirmiyor, zorlayinca Mertkan’in cogunluga uymasi olarak algilayabiliriz ama daha uygun bir isim bulunabilirdi.

Bence annenin rolu cok onemliydi, orada nasil duygusuz insanlar arasinda yasiyorum diye sitem etmesi Turk ev hanimlarinin kendine surekli sormasi gereken bir konu, zaten erkek evlatin goklere cikarildigi bir toplumda tacizler de cogalir, kadin olumleri de cok olur! Bu baglamda bazilari tarafindan cok ovulen Turk aile yapisinin aslinda derinlerde ne kadar yaralari oldugunu gormus oluyoruz.

Babanin rolu dogrudan diktatorlukle yonetilen ailerdeki epik dramayi temsil ediyordu. Inanilmaz dogru tespitler yapilmis. Cocuk kucukken temizlikciye vurmasi ogretilir, tum kararlar ebeveyn tarafindan verilir, sahte vatan sevgisi bilincaltina islenir sonra da neden adam olmadin, takildigin insanlari dogru sec vs vs. Bu kadar acinasi bir mantalite iste. Dusunmeyi ogretmedikten sonra, hayatta anlam arayisi asilamadiktan sonra, o cocugu doga yetistirmistir, cevre yetistirmistir, aile sadece ihtiyaclarini giderir konuma duser.

 

En fazla tepemin tasinin attigi kisim ise Mertkan’in arkadasinin barda Gul’den “cakacaksin komunist, vatan hainine sonra birakicaksin kanzi” gibi bir cumle kurmasi. Bu cumle o kadar bilgi veriyor ki bize Turk gencliginin buyuk bir ‘cogunlugunun’ temsili gibiydi adeta.

 

Acilis sahnesini cok begendim, zaten ilk sahne ile filmin gidisati hakkinda bilgi veren filmler harika filmlerdir. Ne yaptiklarini bilen ve film izlerken misir, kola vs icmememizi full konsantrasyonumuzu vermemiz gereken harika filmlerdir. Cocuk yorulmasina ragmen hala isteksizce devam etmektedir cunku babasi oyle istemektedir, sorgusuz sualsiz oldurucu saygidan odun vermeden surecek olan hayat boyle baslar. Yogun agaclar hem takip zorlugu yuzunden kucuk bir gerginlik olusturuyor hem de aradaki catismayi sembolize ediyordu.

 

Bu arada abinin rolunu hic anlamadim, yalnizca Mertcan’in “evlendin kurtuldun” lafini dogru cikarmak ve annenin vahim hayatinin bir benzerini gelininde gormesi ikilemini gostermek icin miydi (abiye ziyarete gidince masa basindaki muhabbetten  bahsediyorum ama sahane bir sahne olmus, dedigini tam ortasindan hatta cok sert bir sekilde soylemistir yonetmenimiz Seren Hanim)?

 

Hayat herkes icin esit degerde midir, esit zorlukta midir? Bu film nedense kendime bu soruyu sorduttu.

Insanin kendinden ne kadar aciz, baskalarinin hayatina dokunup onlara etki etmekten ne kadar korkak oldugunu hatirlatti. Keske  biraz daha deger katmak icin usengecligimize galip gelebilseydik.

Read more from Sinema

Leave a Reply