Skip to content

February 26, 2012

The tree of life – Hayat ağacı

Keske filmi izler izlemez bu postu yazmaya başlasaydım da o şahane görüntüleri, enfes benzetmeleri ve evrenin yasam öyküsünün nasıl birebir insan yasamı ile aynı olduğunu hatırlamak daha kolay olurdu.

Nasıl ki insan doğup büyüyüp oluyorsa evren de aynı aşamalardan geçerek nihayete erecektir, sadece biz bunu algilayabilecek genişlikte bilgiye sahip değiliz henüz. Aslında cok kişisel bir film izliyoruz çünkü Malick’in müzik ile ilgilenen kardesi intihar etmiş ve Malick de hep kendini bunun yüzünden suçlu hissetmistir, belki de kardeşine adadığı bir ağıt, bir merasim, bir şölen olarak da anılabilecek bir film.

Evrendeki yıkımın aslında bir yokolus olmadıgı, bunun bir degisim, dönüşüm olayi olduğu gibi insandaki yıkımlar da (evladının ölmesi) bir yıkım değildir, sadece madde form değiştirmiştir tıpkı insanın da yeterli bilgiye sahip olduğu zaman form değiştirdiği gibi (ilkokul, lise, üniversite en basit tabiriyle).

Yüksek binalar arasında kameranın ağaca odaklanıp yapayliklar arasındaki doğallığı göstermeye çalısmasını her çağda vuku bulan eskiyi özleme, nostalji hastalığı olarak görüyorum zira insanların gecmiste özledikleri seyler eminim ki kendinden önceki zamana göre de yeni olan seylerdi, o yuzden bana banel bir vurgu olarak geldi.

Asırı duyguları kesme olayı cok hoşuma gitti ornegin annenin haberi aldığında çığlığının sadece cok kısa bir sesini duyuyoruz, baba haberi hiçbirşeyin duyulmadigi bir yerde alıyor. Bunların hepsi aslında kimin öldüğü, neyin olduğu cok önemli değil de önemli olan olayın vuku bulması. Bu da filmin mesajına daha fazla odaklanmamıza yardımcı oluyor.

Cocukların oyunculuk yönetiminin nasıl yapıldığını gercekten merak ediyorum çünkü mimikler ve hareketler bu kadar detaylandirilmis olamaz, cocuklara ne içirip ne yedirdilerse filmde olduklarını unuturmuşlar.

Görüntü yönetimi ike ilgili bir tek kelime bile etmek istemiyorum çünkü izlemeden hiçbir anlam ifade etmeyecektir çünkü anlatmakla bitmez olağanüstü bir deneyimdi, ah ah sinemada izlemedigime pişman oldugum bir film daha.

Bu film insanın evrenin bilgisini kendi icinde içermesi gibi, sinemanın bilgisini de kendi icinde içeriyor, ders anlatır gibi çekilmiş her sahne, insanın dusunsel hayatına dogrudan etki eden bir eser, yıllandikca tadı guzellesecek, cok uzun zaman sonra unutulacak ve sonra aynı film baskası tarafından habersiz tekrar çekilecek çünkü dedim ya sinemanın bilgisini taşıyor.

Read more from Sinema

Leave a Reply