Skip to content

February 28, 2012

Biz ne zaman bu kadar boş bir millet olduk

Su an Reno, Nevada’da masterimi yapmaktayım ve yaklaşık 6 aydır Amerikada’yim ve ilginçtir Türkiye’yi bir gıdım özlemedim ve bunu buradaki bir kaç arkadasıma da bir kac sefer mevzu bahis oldu ve söyledim. İlk basta dogrudan duygulardan gelen bir cevapti çünkü hakikaten özlemiyorum, sonraki konuşmalarda ise sevmediğimi anlatırken sebeplerini bulmaya çalıştım ve kendimce bir kaç etmen buldum. Tabi bu faktörler kimisi için sorun olmayabilir veya baskalarının muzdarip olduğu baska konular da olabilir, onlar da kendi bloglarını yazsınlar.

Öncelikle Türkiye’de büyük bir algı bozukluğu/yanlışlığı var, yani sen ne yaparsan yap, hangi acisini gösterirsen göster o şey daha önce karşılanmış ise o karadir, bunun baska bir yolu yok. Ya onlara Mahsun’un yaptıgı gibi izleyiciyi etkilemek için duygusal patlamaları olan, insanları salya sumuk ağlatan (Yalan Dünya dizisi bu bahsettigim olayla cok feci alay ediyor, özellikle “amacımız ajitasyon”u sürekli vurgulayarak) ama dramatik yapısı berbat olup altyazisi boş olan filmler izletip sadece kalplerine hitap ederek (ki sadece kalbe hitap edenlerden korkmak gerekir) onları etkileyip, değiştirmeye çalışacaksın. Ya da hiç ama hiç memnun olmadığım siyasetçilerimiz gibi Davos’ta celâllenerek, Fransa’nin Ermeni tasarısına cevaben asıp keserek, MİT ile ilgili jet yasa çıkararak vs vs BOŞ işlerle hem kendini hem de halkımızı meşgul ederek gündemi işgal ediyorlar ve mesela Apple firmasının artık birçok ülkenin toplam gelirinden daha fazla kar ettiğini göz ardı ediyor, hiçkimse için özenilecek bir durum arzetmiyor ve kimsenin haberi bile olmuyor, o kadar önemli meselelerimiz var ki!

Bu algı probleminin sebebi tabiki de yıllardır bilgisine bilgi eklemeyen, üretme yeteneği körelmiş (cocuk yapmaktan baska) kitap okuyup, araştırma yapıp, dunyayı güzelleştirme amacı tasimayan bireyler etrafta dolandigi için artık hafızalar kokusmaya başladı, bilgiler geçerliliğini yitirip artık zihinlerde çürümeye başladı. Nasıl ki suyu okyanustan alıp bir kapta yıllarca bekletince yosun tutup kokmaya başlarsa aynısı bizim basımıza gelmiş. Cahiliye devrinden aldığımız bilgiler hala hafızalarda kalıp tutmuş bir sekilde yer ederken, evrenin bu kadar degisken ve form değiştiren bir haline karşılık olmamız gereken yerden ne kadar uzak oldugumuzu umarım bundan 20 sene sonra anlayabiliriz en azından.

Diğer sıkıntı duydugum bir konu ise insanlardaki aşağılık kompleksinden kaynaklanan ezme/demoralize etme eğilimi. Bir insana farklı bir şey yapacagınızı söylediğinizde var ya onda o özellik olmadıgı veya yapamayacağı için öyle bir haset eder ki, sen kimsin de o işi yapacaksın getirir. Büyük bir eritme eğilimi var, iyi olan herseyi öldürme eğilimi de denebilir. Elif Şafak da bu konudan bir kaç sefer bahsetti röportajlarında ve bence cok haklı, yani en alt tabakadan en üst tabakaya bütün ruhumuzu cepecevre sarmış bu yere batası boktan özellik! Belki de bunun farkına Amerika’da daha da vardım çünkü burada ne yaparsanız yapın insanlar hiç olmazsa ne guzel diyor, kökten olmuyor bu cok önemli, özellikle yeni nesil cocuklar için.

Read more from |Diğer

Leave a Reply