Skip to content

September 29, 2012

Eniste – Evrenin Sirri ve Kirmizi

Cevziyye’nin ve diğer âlimlerin anlattığı gibi oluyordu. Kitaplarda her biri birer çözümsüz mesele, ya da ancak ölenin
bilebileceği karanlık muamma olarak bırakılan şeyler Şimdi binlerce renk ışık ile tek tek patlayarak aydınlanıyordu.
Bütün bu harika yükseliş sırasında gördüğüm renkleri nasıl anlatmalı? Bütün âlemin renklerden yapıldığını,
her şeyin renk olduğunu gördüm. Beni bütün diğer şeylerden ayıran kuvvetin renklerden yapıldığım hissettiğim
gibi, şimdi beni sevgiyle kucaklayan, bütün âleme bağlayan şeyin de renk olduğunu anladım, turunç rengi gökler
gördüm, yaprak yeşili güzel gövdeler, kahverengi yumurtalar, gök mavisi efsane atlar. Her şey, yıllarca severek
baktığım resimlerde ve efsanelerdeki gibiydi ve bu yüzden her şeyi, hem hayret ve hayranlıkla ilk defa
görüyordum, hem de gördüklerim bir şekilde, sanki benim hatıralarımdan çıkıyordu. Hatıra dediğim şeyin bütün
bir âlemin parçası olduğunu ve bütün âleminin de, önümde açılan sınırsız zaman yüzünden gelecekte ön benim
tecrübem, sonra benim hatıram olacağını anlıyordum Bu renk şenliği içinde ölürken neden bir dar gömleğin

içinden çıkar gibi rahatladığımı da anladım: Bundan sonra bana hiçbir şey yasak değildi ve bütün zamanlan ve
mekânları yaşayabilmek için sınırsız bir sürem ve yerim vardı.
Bunu idrak eder etmez O’na yakın olduğumu korku ve mutlulukla sezdim. Hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak

bir kırmızı rengin varlığını o sırada huşu içinde hissettim.
Kısa bir sürede bütün her şey kıpkırmızı oldu. Bu rengin güzelliği içime ve bütün âleme doğuyordu. O’nun
varlığına böyle böyle yaklaştıkça sevinçten ağlamak geliyordu içimden. Birdenbire ve üstüm başım kan
içindeyken, O’nun huzuruna çıkıyor olmaktan utanç duydum. Aklımın bir başka yanı, ölüm üzerine kitaplarda
okuduğum gibi beni huzuruna, Azrail’i ve öteki meleklerini yollayarak O’nun çağırdığını da söylüyordu.
O’nu görebilecek miydim? Heyecandan nefes alamayacağımı sandım.
Her yeri kaplayan ve içinde âlemin bütün görüntülerinin oynaştığı öylesine harika ve güzel bir kırmızıydı ki
bu yaklaşınca onun bir parçası olmak ve O’na bu kadar yakın olduğumu düşünmek gözlerimdeki yaşları
hızlandırdı.

Leave a Reply