Skip to content

Posts from the “Kitap” Category

14
Dec

The Gashlycrumb Tinies

the gashlycrumb tinies

Bir arkadaşımın yazdığı kısa film senaryosunda bahsi geçtiği için ilgimi çeken “Gashlycrumb Tinies” (Türkçeye Gashlycrumb Çocukları diye çevrilir heralde) Edward Gorey tarafından 1963 yılında yazılmış kitapçık niteliğinde bir sanat eseridir. İçinde her harf için bir isim ve o isim için nasıl öldüğü yazmaktadır.

Örneğin
A is for amy who fell down the stairs.
B is for basil assaulted by bears.

Tüm listeyi ve resimleri şuradan görebilirsiniz:

Kitapla ilgili araştırma yaparken ekşi’den bakmasam olmaz tabiki, orada çok ilginç ve gerçekçi bir yorum okudum paylaşayım hemen:

Read more

9
Dec

Baba ve Piç – Bastard of Istanbul

Kitabın kapağındaki nar resmini ilk gördüğümde çok garipsemiş, baba ve piç kelimesinin nar ile nasıl bir bağlantı kuracağını merak etmiştim ve kendi kendime zorlama da olsa herhalde nar taneleri piçleri temsil ediyor diye düşünmüştüm. şişkinlikten patlamış yarıktan gözüken kıpkırmızı nar taneleri yemesen de yemiş gibi hissettiriyordu ve Bu kadar dolgun ve iştah açıcı bir narı nereden bulmuşlar diye düşündürmüyor değildi. Kapak faslında sonra, Nihayet kitaba başladım ve daha sadece tarçın kısmını okumuştum ve sonraki başlığın nohut olduğunu görmüştüm artık narin üzerimde bıraktığı derin etkiden 🙂 mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama hemen aklıma aşure geldi. O an kitap ile tamamıyla alakasız gözüken narin belki de ilerleyen bölümlerde aşure nin mana kazanmasıyla bütünleyici bir faktör olacağını duşundum ve gerçekten de öyle çıktı: Nar kitaba ilk bakışta (baslıkta) hiç belli olmayan Ermenileri anlatıyordu.

Read more

9
Dec

Çırılçıplak bir nilüfer…

Yıllar önce Ahmet Altan’ın başlayıp da bitirmeye kıyamadığım ve yarıda kestiğim deneme kitabı Geceyarısı Şarkıları’nda bir denemeyi anımsadım ve hemen netten arayıp buldum, şöyle başlıyordu : Çırılçıplak bir nilüfer… Olduğum her şey olmaktan vazgeçiyorum… Ve işte kendimi soyuyorum. Türk değilim, müslüman değilim, sünni değilim, erkek değilim, kırk üç yaşinda değilim, hiçbir meslekten değilim. Olduğum her şeyi olmaktan utanıyorum. Olduğum her şey olmaktan vazgeçiyorum ve onların yerine başka şey de olmuyorum. Sonsuz bir nehirde hiçliğe akan köksüz ve kızıl bir nilüfer gibi çırılçıplak akıyorum. Ve hep aynı şeyi soruyorum: kendime kavuşabilmek için kendimden ne kadar soyunmaliyim? Siz kendinize kavuşabilmek için kendinizden ne kadar soyunmalisiniz? …..* Dünya, acayip bir şekilde insan farklılıklarından kaynaklanan ırk, dil, din savaşlarına giriyor. Bu çeşitliliğin muazzam bir zenginlik getirmesi beklenirken, bu derece saptırılıp insan ölümlerine, kabilelerin yok olmasına, insan değerlerinin ezilmesine sebebiyet vermesi kafamda soru işaretleri bırakıyor, acaba ben de mi soyunmalıyım, biz de mi soyunmalıyız bu katliamların, felaketlerin bitmesi için. Hemen aşağıda bir anket verecem ve bu ankette varsayın ki yukarıda bahsedilen özelliklerden her birini sizden kaldırdığınızda dünyada Yılda 4 milyon bebek 1 aylık olmadan ölecekken siz 8 yüz bin (1/5) ini kurtarıyorsunuz. Yüzde 90’ı sivil her yıl 650 bin kişi savaşlarda ölecekken siz 130 bin ini kurtarıyorsunuz. Hindistan’da 44 milyon çocuk işçi varken siz bunların 8,8 milyonunu serbest bırakıyorsunuz. 800 milyon insan yeterli beslenemiyorken ve 2 milyar insan içecek temiz su bulamıyorken siz bunların 1/5 ine ellerinizle yemek ve içecek götüreceksiniz ve daha neler neler, şimdi seçiminizi yapın.**

Dünyada savaş/yıkım olmayacağını bilsen neyinden vazgeçerdin?

View Results

Loading ... Loading ...
*http://www.angelfire.com/pq/bulent/nilufer.html adresinden bahsedilen denemeye ulaşabilirsiniz. **BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği bir kitapta toplamış. Sayısal veriler Seyfi Öngider’in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi’nden piyasaya yeni sürülen bu kitaptan alıntılanmıştır.